ERGENDE FİRAR – KAÇMA DAVRANIŞI
Kişinin geç çocukluk, ergenlik döneminde çok kez ( sık sık) evden ayrılma durumu tekrarlarsa bu duruma, firar – kaçma denmektedir..
Firar – kaçma bazen bir gün bazen haftalarca sürebilmektedir.
Bu olumsuzluğun en önemli nedenleri arasında ise aile içi çatışmalar, aile içi şiddet, daha iyi bir ortamda yaşamak istemesi, aile tarafından önemsenmediğine, sevilmediğine inanmak, okuldaki başarısızlık, işe zorlanma, çeşitli tacizler ( fiziksel-duygusal ve cinsel taciz) vb sebepler sayılabilir.
Evden kaçan çocukların çoğunluğu 14-16 yaş grupları arasında olmaktadır.
Kısaca;
evden kaçmaya sebep olan önde gelen üç probleminden söz edilebilir.
1- Aile çatışması
2- Kişisel uyumsuzluk
3 – Ebeveynlerin kötü davranması
Bu davranış çocuktaki güvensizliğin belirtisi olarak kabul edilir.
Aşırı otoriter bir eğitim anlayışı, çocuğun sürekli eleştirilmesi, azarlanması, yetersiz ilgi gösterme, kıskançlık başlıca etkenlerdir.
Ayrıca çevredeki başka kişilerin taklit edilmesi de bu alışkanlığın edinilmesinde önemlidir. 5-6 yaşlarındaki çocuklarda görülebilir.
Psikolojik gerilim, sıkıntı veya saldırganlık duygularının açığa vurulamadığı durumlarda çocuğun kendi kendine yönelik saldırganlığının bir belirtisi olarak kabul edilir.
Huzursuz çocuklarda sıklıkla rastlanır.
Yerleşik hal alması önemli psikolojik sorunlar olduğuna işaret eder.
Yalanın alışkanlık haline gelmesinde öğrenme ve model almada önemli rol oynar.
Çocuk yalanı arkadaşlarını ve yetişkinleri taklit ederek, model ederek öğrenir.
Ana babanın yalana sıkça başvurması, çocuğunun da doğal olarak bu alışkanlığı kazanmasına olanak sağlar.
İleri yaşlardaki antisosyal davranışlar içerisinde de yalan en çok rastlanan bir davranıştır.
Yalan karşısında aşırı kızgınlık veya ceza, davranışı ortadan kaldırmak için yetersizdir.
Çünkü bu, çocukta suçluluk duygusu oluşturur, suçluluk duygusu ise yalana başvurmayı kolaylaştırır.
Yalan, çevresel ilişkilerle birlikte ele alınmalıdır.
Çocukta, yalancılığın gelişmesini kolaylaştıran etkenlerin bulunması gerekir.
Ailedeki hangi durumlar çocuğu yalana yöneltmektedir veya çocuk hangi durumlarda yalan söylemektedir, öncelikle bu araştırılmalıdır.
Görmezlikten gelinmemeli, davranışın gereksiz olduğu ve sonuçta neler olabileceği çocuğa somut olarak gösterilmeye çalışılmalıdır.
Açıklama, ikna, pişmanlık duyurtma düzeltici yöntemlerdir. Ceza sadece davranışı durdurur, fakat neden yalan söylenmemelidir düşüncesinin gelişmesine yardım etmez.
Okula başlarken ortaya çıkan yoğun okul korkusunda beş temel aile etkileşiminden söz edilebilir.
1. Ebeveynlerde kronik kaygı vardır. Kendilerine bir şey olacağından korkmaktadırlar.
2. Çocuğun başına bir şey geleceğinden sürekli endişe duymaktadırlar.
3. Çocuğun kendilerine bağımlı olmasını istemektedirler.
4. Çocuk kendisi olmadığı zaman ebeveynlerinin başına bir şey geleceğinden kaygılanmaktadır.
5. Ebeveynleri olmadığında çocuk, başına bir şey geleceğinden kaygı duymaktadır.
Okul korkusu olan çocuklar genellikle başarı kaygısı olan, onay bekleyen, uslu, ailesine bağımlı, toplumsallaşma yetersizliği olan çocuklardır.
Bu tip çocuklarda ani bir olay ( hastalık, ölüm, göç veya okuldaki bazı olumsuzluklar ) okul korkusunu başlatabilir.
Devamını oku »
8-9 yaşlarından itibaren davranış bozukluklarının söz konusu olabileceğini ve 12 yaşından sonra antisosyal davranışların belirlenebileceğini ifade edebiliriz.
Çeşitli uyum ve davranış bozuklukları, daha yoğun psikolojik sorunlarla birlikte (psikonevroz-psikoz) bir belirti olarak bulunabilirler veya geçici olan bu uyum güçlükleri süreklilik kazanır ve çocukta yerleşirse davranış bozukluğu haline gelebilirler.
İnsan yavrusunun sağlıklı gelişebilmesi, anlayış ve sevgiyi içeren bir ortamın varlığına bağlıdır. Çocuğun çevresindeki yetişkinlerle olan ilişkisi kişiliğinin gelişmesinde önem taşır. Özellikle çocuğun yetişkinlerle ilişkisindeki aksaklıklar ve yetersizlikler çocukta çeşitli derecelerde psikolojik sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Araştırmalar çocukların %10-15””””inde çeşitli derecelerde uyum güçlüklerinin görüldüğünü göstermektedir. Davranış problemlerinin en yoğun gözlendiği yaşlar 6-7, 9-10 ve 13-14 yaşlarıdır.